(21)Enbiya:107 Biz, seni âlemler için sadece bir rahmet olarak gönderdik.
İstisnasız herkes yukarıdaki ayeti bir şekilde duymuştur. Ayet ile ilgili çok farklı söylemler olduğu da hepimizin malumu. Fakat burada 21:107 ayetinin incelemesini herhangi bir tefsire danışmadan sadece Kur'an ile yapmaya çalışacağım.
Ayeti daha iyi anlayabilmek için “Alemler" ve "Rahmet" sözcüklerinden ne anlamalıyız, işte bu soruya cevap bulmamız gerekmektedir.
Öncelikle “Âlemler”
sözcüğü başka hangi ayetlerde ve ne şekillerde kullanılmış, bakalım:
o Hani melekler: "Ey Meryem! Allah, seni seçti,
arındırdı ve seni âlemlerin kadınlarına tercih etti." demişti. (3:42)
o Ve o (Meryem), namusunu korudu.
Ona ruhumuzdan üfledik.* Ve kendisini ve oğlunu (İsa) âlemler için bir ayet kıldık. (21:91)
o İsmail'i, Elyasa'yı,
Yunus'u ve Lut'u da. Hepsini âlemlere öncü
kıldık. (6:86)
o Ant olsun ki
İsrailoğulları'nı bilerek âlemler üzerine tercih ettik. (44:32)
o Şehir halkı:
"Seni, âlemlerin işine karışmaktan men etmedik
mi?" dediler. (15:70)
o Siz âlemlerin arasından erkeklere mi yöneliyorsunuz? (26:165)
Yukardaki
ayetleri incelediğimizde Allah Meryem’i çağdaşı
olan diğer kadınlar yerine seçerek (3:42) onu döneminin
insanları için bir işaret (ayet) kılmış (21:91), kimi seçilmiş
insanlar ise nebilik/resullük görevleri gereği birlikte yaşadıkları insanlara liderler yapılmış, İsrailoğulları ise dönemindeki topluluklardan üstün
tutulmuşlardır. (6:86)
Lut
peygamberin kapısına dayanan şehir halkı Lut Peygambere kimsenin (bkz: el âlem) işine karışmamasını öğütlemiş (15:70), Lut Peygamber de
şehir halkını o çağda kimsenin
yapmadığı şeyleri yapmakla suçlamıştır. (26:165)
Görüleceği
üzere âlemler sözcüğü bu
ayetlerde bildiğimiz anlamda âlemler, dünyalar, evrenler gibi anlamlarda
kullanılmamış olup sadece ve sadece “döneminin
insanları” için kullanılmıştır.
Bunların
dışında Şuara suresinde geçen Musa Peygamber ile Firavun arasındaki “Alemlerin Rabbi”
diyaloğuna bakalım:
o Haydi! Firavun'a gidin ve ona: "Biz, âlemlerin Rabb'inin rasulleriyiz." deyin. (26:16)
o Firavun: "Âlemlerin
Rabb'i de nedir? dedi. (26:23)
o Musa: "Eğer bütün gerçekliği ile doğruyu
bilmek istiyorsanız, bilesiniz ki O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasında
bulunanların Rabb'idir." dedi. (26:24)
o Musa: "Sizin de Rabb'iniz, sizden önceki
atalarınızın da Rabb'idir" dedi. (26:26)
Kendisini
halkının Rabbi olarak gören (79:24)
Firavun Âlemlerin Rabbinin ne olduğunu sorduktan sonra Musa Peygamber verdiği
detaylarla sadece Firavun’un ve halkının değil diğer halkların da hatta
atalarının da Rabbi olduğunu (26:26)
söylemiştir. Musa sadece o anda var olan insanların değil atalarının da Rabbi olduğunu belirtmektedir. Bunun dışında biraz daha detay vererek sadece insanların değil yeryüzündeki her şeyin Rabbi
olduğunu (26:24,28) da belirtmiştir.
Bu ayetlerde de görüleceği gibi âlemler ifadesinin sadece o an var olan
insanlara ithafen kullanıldığı açıktır.
Bir diğer
örneğe bakalım:
o O (Kur’an), ancak âlemler için
bir zikirdir. (38:87)
Kur’an’ın geçmişte var olmuş olan insanlar için zikir amacı sona ermiştir, gelecekte var olacak olan ve onu rehber edinmek isteyecek kişiler için henüz zikir amacı söz konusu değildir. O ancak ve ancak onu eline alan, kendisinin ulaştığı yani o an için onu rehber edinmek isteyen herkes için bir zikirdir.
Sonuç
olarak, Muhammed Peygamberin 21:107’ye
göre “âlemlere rahmet” olma durumu Kur’an’ın
evrenselliği de göz önünde bulundurulduğunda, Allahın vahyinin tebliği (5:67, 16:82) ile görevlendirilen
Muhammed Peygamberin ulaşabildiği çağdaşı olan bütün insanlar içindir.
Nasıl Musa Peygamber çağdaşı olan Firavun'u uyarmak görevi ile yüklenmişse , Muhammed Peygamber de çağdaşı olan insanları uyarmak ile görevlendirilmiştir.
"Alemler" sözcüğünün incelenmesinden sonra şimdi "Rahmet" sözcüğüne bakalım:
21:107’de “Âlemlere rahmet” olarak gönderildiği söylenen Muhammed
Peygamberin başka hangi ayetlerde “rahmet”
olduğu vurgulanmış ve onun dışında “rahmet”
olarak gönderilmiş başkaları var mı, bakalım:
o İçlerinden bazıları da Peygamberi incitirler ve şöyle
derler: "O, her şeye kulak kesilir." De ki: "O, sizin için bir
hayır kulağıdır. Çünkü o, Allah'a inanır, müminlere güvenir ve O (Muhammed), sizden iman edenler için
de bir rahmettir." Allah'ın
Peygamberine eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vardır. (9:61)
o Ve seslendiğimiz zaman, Tur'un yanında da değildin. Fakat
senden önce, kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman için, seni (Muhammet) Rabb'inden bir rahmet
olarak gönderdik. Umulur ki öğüt alırlar. (28:46)
o Elçi: "İşte böyle." dedi. Rabbin: "O Bana
kolaydır. Onu (İsa), insanlara bir
ayet* ve Bizden bir rahmet kılacağız."
buyurdu. Bunun böyle olması karara bağlanmıştır. (19:21)
Görüldüğü gibi iki farklı ayette daha Muhammed Peygamberin “rahmet” olduğu (9:61, 28:46) vurgusu yapılmıştır. Ayrıca Kur’an’ın bize
bildirdiğine göre Muhammed Peygamber dışında İsa Peygamberin de Allah
tarafından “rahmet” kılındığı
belirtilmiştir (19:21).
Peki, “rahmet”
Kur’an’da ne gibi anlamlarda kullanılmış inceleyelim:
o Rahmetinin önünde rüzgarı müjdeci olarak gönderen O'dur. Biz, gökten tertemiz bir su indirdik. (25:48)
o Gece ve gündüzün olması O'nun rahmetindendir; dinlenmeniz
için ve lütfundan rızkınızı temin etmeniz için geceyi ve gündüzü düzenledi.
Umulur ki şükredersiniz. (28:73)
o O'nun ayetlerinden* biri de, sizin için kendi cinsinizden
eşler yaratmasıdır. Siz, onunla dinginleşir huzur bulursunuz. Birbirinize
karşı, aranızda sevgi ve rahmet
oluşturdu. Düşünen bir toplum için bunda nice ayetler* vardır. (30:21)
o …İşte onun için Rabb'in, onların erginlik dönemine
erişmesini ve –Rabb'lerinden bir rahmet
olarak- serveti çıkarmalarını
istedi…(18:82)
oOnu (Hud) ve beraberinde olanları tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayıp iman etmeyenlerin ise kökünü
kestik. (7:72)
Ayetleri incelediğimizde “rahmet” denilen şeyin farklı
farklı şeyler olduğu görünmektedir. Bazen yağmur (25:48), bazen servet (18:82),
bazen de kötü olaylardan kurtarılmak (7:72)
gibi…
İsa ve Muhammed peygamberlerin “rahmet” olduklarını ve “rahmetin”
ne gibi anlamlara geldiklerini görmüş bulunmaktayız. Peki, “rahmet”in kaynağı kimdir ona da
bakalım:
o Âyetlerimize iman etmiş kimseler* sana geldiklerinde,
"Size selam olsun." de.* Rabb'iniz
rahmet etmeyi Kendi üzerine yazdı…(6:54)
o Hükmümüz
gerçekleşince, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri Bizden bir rahmetle
kurtardık. Onları şiddeti çok ağır bir azaptan kurtardık. (11:58)
o Emrimiz
gelince Şu'ayb'ı ve onunla birlikte iman etmiş olanları, Tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri de dehşete
düşürücü bir ses yakaladı ve oldukları yerde çöküp kaldılar. (11:94)
o Allah'tan gelen rahmet
sayesinde onlara yumuşak davrandın.
Eğer kaba ve katı yürekli biri olsaydın etrafından dağılıp giderlerdi…(3:159)
o Sen,
Kitap'ın sana iletileceğini beklemiyordun. O,
ancak Rabb'inden bir rahmet olarak
verildi. Öyleyse sakın gerçeği yalanlayan nankörlere destek* olma. (28:86)
Ayetler incelendiğinde “rahmet”in kaynağının şüphesiz Allah olduğu açıkça görünmektedir.
Peki, Allah kimlerden “rahmet”ini
esirgemez bakalım:
o Ve böylece Yusuf'u yetki sahibi yaptık,
istediği yerde mekân tutma imkânı verdik. Rahmetimizi
istediğimize veririz. İyilik
edenlerin yaptıklarını karşılıksız bırakmayız. (12:56)
o Sonra Musa'ya, iyi olanlara tamamlayıcı olarak her şeyi açıklayan, rahmet olan ve doğru yolu gösteren Kitap'ı verdik. Umulur ki Rabb'lerine
kavuşacaklarına inanırlar. (6:154)
o Onlara bir ayet
getirmediğin zaman, "Derleyip uydursaydın ya." derler. De ki:
"Ben ancak Rabb'imden bana vahyedilene uyarım. Bu, inanan bir toplum için
Rabb'inizden gelen bir basiret*, bir hidayet ve bir rahmettir. (7:203)
o Allah'a
ve Rasul'e itaat edin ki size merhamet
edilsin. (3:132)
o Ey inananlar! Allah'a karşı takvalı olun. O'nun Rasul'üne inanın ki, size rahmetinden
iki pay versin. Ve size aydınlığında yürüyeceğiniz bir ışık yapsın. Sizi
bağışlasın. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir. (57:28)
o Salatı
ikame* edin, zekatı verin. Ve Rasul'e itaat edin. Umulur ki merhamet
edilirsiniz. (24:56)
Görüldüğü üzere Allah rahmetini istediğine verdiğini
bildirirken (12:56), diğer ayetlerde
bunların kimler olduklarını görüyoruz: İyilerden (6:154) ve inananlardan (7:203)
olmak, Allah’a ve Resul’e itaat etmek (57:28),
Salatı ikame etmek ve Zekat vermek (24:56).
Örnek olarak Allah’a ve Resul’e itaat edenlerin merhamet
edilmesi ile neler kastedilmiştir?
o …Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, Allah onu, içinden ırmaklar akan cennetlere yerleştirir…(48:17)
Muhammed Peygamber (ve tabi İsa Peygamber) neden rahmet
kılınmıştır, inceleyelim:
o …Arkadaşınız Muhammed'de
cinnetten eser yoktur. O, şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır." (34:46)
o Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir
vahiyden ibarettir. (53:1)
o De ki: "Ey insanlar! Ben, yalnızca, size (Allah
tarafından gönderilen) apaçık bir
uyarıcıyım!" (22:49)
o Gerçek şu ki (ey Muhammed,) Biz seni (hakikatin) bir şahidi, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak
gönderdik. (48:8)
o Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse, artık sana düşen açık
bir tebliğden ibarettir. (16:82)
o "Ben sizi sadece vahiyle
uyarıyorum!" de. (21:45)
o "Ey Muhammed! Bu
Kur'an sana, bilge ve bilgin olan Allah tarafından verilmektedir."
(27:6)
o Gerçekten Biz, onlara, iman etmek isteyen bir kavim için,
bilgiye göre açıkladığımız; yol gösterici ve rahmet olan bir Kitap getirdik. (7:52)
o Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Derleyip
uydursaydın ya." derler. De ki: "Ben ancak Rabb'imden bana
vahyedilene uyarım. Bu, inanan bir
toplum için Rabb'inizden gelen bir basiret*, bir hidayet ve bir rahmettir. (7:203)
o Biz, sana Kitap'ı, hakkında ayrılığa düştükleri şeyleri,
kendilerine beyan* etmen ve iman eden bir toplum için yol gösterici ve rahmet olmasından başka bir şey için
indirmedik. (16:64)
o Kur'an'dan indirdiğimiz
şeyler, mü'minler için şifadır, rahmettir…(17:82)
o Bundan önce önder ve rahmet olarak Musa'nın Kitap'ı vardı. Kur'an zulmedenleri* uyarmak; iyi olan kimseleri müjdelemek için, dili Arap'ça olan, tasdik eden* bir Kitap'tır. (46:12)
o Fakat senden önce, kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman için, seni (Muhammet) Rabb'inden bir rahmet olarak gönderdik. Umulur ki öğüt alırlar. (28:46)
o O halde sağıra sen mi işittireceksin? Veya köre ve apaçık
sapkınlıkta olana doğru yolu gösterebilir misin? (43:40)
o Sen, onların, hidayete ermelerini, ne kadar çok istersen
iste; sapkınlıkta kararlı olanlara, Allah hidayet etmez. Onlar için bir
yardımcı da bulunmaz. (16:37)
Ayetleri topluca incelediğimizde Muhammed Peygamberin
“rahmet” olması (21:107) tıpkı Musa
Peygamberin kitabı (46:12) gibi
kendisine “rahmet” olan (17:82,
7:52,203) Kur’an’ın indirilmiş olmasıdır (16:64). Çünkü kitap Allah tarafından verilmiştir (27:6), dolayısı ile Peygamber(ler)in her uyarısı vahy
ile olmaktadır (21:45, 45:1). Ayrıca onun
görevi ise bu vahyi insanlara tebliğ etmek (16:82)
olup bunun dışında inanan/ inanmayan insanlar üzerinde başka bir yaptırımı veya gücü
bulunmamaktadır (16:37, 43:40).
Şüphesiz en doğrusunu
Allah bilir.
Ahmet
Uğur YILDIZ