18 Kasım 2020 Çarşamba

Muhammed Peygamber'in "Alemlere Rahmet" Olması

(21)Enbiya:107 Biz, seni âlemler için sadece bir rahmet olarak gönderdik.

 

İstisnasız herkes yukarıdaki ayeti bir şekilde duymuştur. Ayet ile ilgili çok farklı söylemler olduğu da hepimizin malumu. Fakat burada 21:107 ayetinin incelemesini herhangi bir tefsire danışmadan sadece Kur'an ile yapmaya çalışacağım. 

Ayeti daha iyi anlayabilmek için “Alemler" ve "Rahmet" sözcüklerinden ne anlamalıyız, işte bu soruya cevap bulmamız gerekmektedir.

Öncelikle “Âlemler” sözcüğü başka hangi ayetlerde ve ne şekillerde kullanılmış, bakalım:

o Hani melekler: "Ey Meryem! Allah, seni seçti, arındırdı ve seni âlemlerin kadınlarına tercih etti." demişti. (3:42)

o Ve o (Meryem), namusunu korudu. Ona ruhumuzdan üfledik.* Ve kendisini ve oğlunu (İsa) âlemler için bir ayet kıldık. (21:91)

o İsmail'i, Elyasa'yı, Yunus'u ve Lut'u da. Hepsini âlemlere öncü kıldık. (6:86)

o  Ant olsun ki İsrailoğulları'nı bilerek âlemler üzerine tercih ettik. (44:32)

o Şehir halkı: "Seni, âlemlerin işine karışmaktan men etmedik mi?" dediler. (15:70)

o Siz âlemlerin arasından erkeklere mi yöneliyorsunuz? (26:165)

 

Yukardaki ayetleri incelediğimizde Allah Meryem’i çağdaşı olan diğer kadınlar yerine seçerek (3:42) onu döneminin insanları için bir işaret (ayet) kılmış (21:91), kimi seçilmiş insanlar ise nebilik/resullük görevleri gereği birlikte yaşadıkları insanlara liderler yapılmış, İsrailoğulları ise dönemindeki topluluklardan üstün tutulmuşlardır. (6:86)

Lut peygamberin kapısına dayanan şehir halkı Lut Peygambere kimsenin (bkz: el âlem) işine karışmamasını öğütlemiş (15:70), Lut Peygamber de şehir halkını o çağda kimsenin yapmadığı şeyleri yapmakla suçlamıştır. (26:165)

Görüleceği üzere âlemler sözcüğü bu ayetlerde bildiğimiz anlamda âlemler, dünyalar, evrenler gibi anlamlarda kullanılmamış olup sadece ve sadece “döneminin insanları” için kullanılmıştır.

Bunların dışında Şuara suresinde geçen Musa Peygamber ile Firavun arasındaki “Alemlerin Rabbi” diyaloğuna bakalım:

o Haydi! Firavun'a gidin ve ona: "Biz, âlemlerin Rabb'inin rasulleriyiz." deyin. (26:16)

o Firavun: "Âlemlerin Rabb'i de nedir? dedi. (26:23)

o Musa: "Eğer bütün gerçekliği ile doğruyu bilmek istiyorsanız, bilesiniz ki O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabb'idir." dedi. (26:24)

o Musa: "Sizin de Rabb'iniz, sizden önceki atalarınızın da Rabb'idir" dedi. (26:26)

Kendisini halkının Rabbi olarak gören (79:24) Firavun Âlemlerin Rabbinin ne olduğunu sorduktan sonra Musa Peygamber verdiği detaylarla sadece Firavun’un ve halkının değil diğer halkların da hatta atalarının da Rabbi olduğunu (26:26) söylemiştir. Musa sadece o anda var olan insanların değil atalarının da Rabbi olduğunu belirtmektedir. Bunun dışında biraz daha detay vererek sadece insanların değil yeryüzündeki her şeyin Rabbi olduğunu (26:24,28) da belirtmiştir. Bu ayetlerde de görüleceği gibi âlemler ifadesinin sadece o an var olan insanlara ithafen kullanıldığı açıktır.

Bir diğer örneğe bakalım:

o O (Kur’an), ancak âlemler için bir zikirdir. (38:87)

Kur’an’ın geçmişte var olmuş olan insanlar için zikir amacı sona ermiştir, gelecekte var olacak olan ve onu rehber edinmek isteyecek kişiler için henüz zikir amacı söz konusu değildir. O ancak ve ancak onu eline alan, kendisinin ulaştığı yani o an için onu rehber edinmek isteyen herkes için bir zikirdir. 

Sonuç olarak, Muhammed Peygamberin 21:107’ye göre “âlemlere rahmet” olma durumu Kur’an’ın evrenselliği de göz önünde bulundurulduğunda, Allahın vahyinin tebliği (5:67, 16:82) ile görevlendirilen Muhammed Peygamberin ulaşabildiği çağdaşı olan bütün insanlar içindir.

Nasıl Musa Peygamber çağdaşı olan Firavun'u uyarmak görevi ile yüklenmişse , Muhammed Peygamber de çağdaşı olan insanları uyarmak ile görevlendirilmiştir.


"Alemler" sözcüğünün incelenmesinden sonra şimdi "Rahmet" sözcüğüne bakalım: 

21:107’de “Âlemlere rahmet” olarak gönderildiği söylenen Muhammed Peygamberin başka hangi ayetlerde “rahmet” olduğu vurgulanmış ve onun dışında “rahmet” olarak gönderilmiş başkaları var mı, bakalım:

o  İçlerinden bazıları da Peygamberi incitirler ve şöyle derler: "O, her şeye kulak kesilir." De ki: "O, sizin için bir hayır kulağıdır. Çünkü o, Allah'a inanır, müminlere güvenir ve O (Muhammed), sizden iman edenler için de bir rahmettir." Allah'ın Peygamberine eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vardır. (9:61)

o Ve seslendiğimiz zaman, Tur'un yanında da değildin. Fakat senden önce, kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman için, seni (Muhammet) Rabb'inden bir rahmet olarak gönderdik. Umulur ki öğüt alırlar. (28:46)

o Elçi: "İşte böyle." dedi. Rabbin: "O Bana kolaydır. Onu (İsa), insanlara bir ayet* ve Bizden bir rahmet kılacağız." buyurdu. Bunun böyle olması karara bağlanmıştır. (19:21)

 

Görüldüğü gibi iki farklı ayette daha Muhammed Peygamberin “rahmet” olduğu (9:61, 28:46) vurgusu yapılmıştır. Ayrıca Kur’an’ın bize bildirdiğine göre Muhammed Peygamber dışında İsa Peygamberin de Allah tarafından “rahmet” kılındığı belirtilmiştir (19:21).

 

Peki, “rahmet” Kur’an’da ne gibi anlamlarda kullanılmış inceleyelim:

o Rahmetinin önünde rüzgarı müjdeci olarak gönderen O'dur. Biz, gökten tertemiz bir su indirdik. (25:48)

Gece ve gündüzün olması O'nun rahmetindendir; dinlenmeniz için ve lütfundan rızkınızı temin etmeniz için geceyi ve gündüzü düzenledi. Umulur ki şükredersiniz. (28:73)

o   O'nun ayetlerinden* biri de, sizin için kendi cinsinizden eşler yaratmasıdır. Siz, onunla dinginleşir huzur bulursunuz. Birbirinize karşı, aranızda sevgi ve rahmet oluşturdu. Düşünen bir toplum için bunda nice ayetler* vardır. (30:21)

o …İşte onun için Rabb'in, onların erginlik dönemine erişmesini ve –Rabb'lerinden bir rahmet olarak- serveti çıkarmalarını istedi…(18:82)

oOnu (Hud) ve beraberinde olanları tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayıp iman etmeyenlerin ise kökünü kestik. (7:72)

Ayetleri incelediğimizde “rahmet” denilen şeyin farklı farklı şeyler olduğu görünmektedir. Bazen yağmur (25:48), bazen servet (18:82), bazen de kötü olaylardan kurtarılmak (7:72) gibi…

 

İsa ve Muhammed peygamberlerin “rahmet” olduklarını ve “rahmetin” ne gibi anlamlara geldiklerini görmüş bulunmaktayız. Peki, “rahmet”in kaynağı kimdir ona da bakalım:

o  Âyetlerimize iman etmiş kimseler* sana geldiklerinde, "Size selam olsun." de.* Rabb'iniz rahmet etmeyi Kendi üzerine yazdı(6:54)

o Hükmümüz gerçekleşince, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri Bizden bir rahmetle kurtardık. Onları şiddeti çok ağır bir azaptan kurtardık. (11:58)

o  Emrimiz gelince Şu'ayb'ı ve onunla birlikte iman etmiş olanları, Tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri de dehşete düşürücü bir ses yakaladı ve oldukları yerde çöküp kaldılar. (11:94)

o  Allah'tan gelen rahmet sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı yürekli biri olsaydın etrafından dağılıp giderlerdi…(3:159)

Sen, Kitap'ın sana iletileceğini beklemiyordun. O, ancak Rabb'inden bir rahmet olarak verildi. Öyleyse sakın gerçeği yalanlayan nankörlere destek* olma. (28:86)

Ayetler incelendiğinde “rahmet”in kaynağının şüphesiz Allah olduğu açıkça görünmektedir.

 

Peki, Allah kimlerden “rahmet”ini esirgemez bakalım:

o Ve böylece Yusuf'u yetki sahibi yaptık, istediği yerde mekân tutma imkânı verdik. Rahmetimizi istediğimize veririz. İyilik edenlerin yaptıklarını karşılıksız bırakmayız. (12:56)

o  Sonra Musa'ya, iyi olanlara tamamlayıcı olarak her şeyi açıklayan, rahmet olan ve doğru yolu gösteren Kitap'ı verdik. Umulur ki Rabb'lerine kavuşacaklarına inanırlar. (6:154)

o Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Derleyip uydursaydın ya." derler. De ki: "Ben ancak Rabb'imden bana vahyedilene uyarım. Bu, inanan bir toplum için Rabb'inizden gelen bir basiret*, bir hidayet ve bir rahmettir. (7:203)

o Allah'a ve Rasul'e itaat edin ki size merhamet edilsin. (3:132)

o Ey inananlar! Allah'a karşı takvalı olun. O'nun Rasul'üne inanın ki, size rahmetinden iki pay versin. Ve size aydınlığında yürüyeceğiniz bir ışık yapsın. Sizi bağışlasın. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir. (57:28)

o Salatı ikame* edin, zekatı verin. Ve Rasul'e itaat edin. Umulur ki merhamet edilirsiniz. (24:56)

 

Görüldüğü üzere Allah rahmetini istediğine verdiğini bildirirken (12:56), diğer ayetlerde bunların kimler olduklarını görüyoruz: İyilerden (6:154) ve inananlardan (7:203) olmak, Allah’a ve Resul’e itaat etmek (57:28), Salatı ikame etmek ve Zekat vermek (24:56).

Örnek olarak Allah’a ve Resul’e itaat edenlerin merhamet edilmesi ile neler kastedilmiştir?

o …Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, Allah onu, içinden ırmaklar akan cennetlere yerleştirir(48:17)

 

Muhammed Peygamber (ve tabi İsa Peygamber) neden rahmet kılınmıştır, inceleyelim:

o …Arkadaşınız Muhammed'de cinnetten eser yoktur. O, şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır." (34:46)

o Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir. (53:1)

o De ki: "Ey insanlar! Ben, yalnızca, size (Allah tarafından gönderilen) apaçık bir uyarıcıyım!" (22:49)

o Gerçek şu ki (ey Muhammed,) Biz seni (hakikatin) bir şahidi, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. (48:8)

o  Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse, artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir. (16:82)

o  "Ben sizi sadece vahiyle uyarıyorum!" de. (21:45)

o  "Ey Muhammed! Bu Kur'an sana, bilge ve bilgin olan Allah tarafından verilmektedir." (27:6)

o  Gerçekten Biz, onlara, iman etmek isteyen bir kavim için, bilgiye göre açıkladığımız; yol gösterici ve rahmet olan bir Kitap getirdik. (7:52)

o Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Derleyip uydursaydın ya." derler. De ki: "Ben ancak Rabb'imden bana vahyedilene uyarım. Bu, inanan bir toplum için Rabb'inizden gelen bir basiret*, bir hidayet ve bir rahmettir. (7:203)

o Biz, sana Kitap'ı, hakkında ayrılığa düştükleri şeyleri, kendilerine beyan* etmen ve iman eden bir toplum için yol gösterici ve rahmet olmasından başka bir şey için indirmedik. (16:64)

o  Kur'an'dan indirdiğimiz şeyler, mü'minler için şifadır, rahmettir…(17:82)

o Bundan önce önder ve rahmet olarak Musa'nın Kitap'ı vardı. Kur'an zulmedenleri* uyarmak; iyi olan kimseleri müjdelemek için, dili Arap'ça olan, tasdik eden* bir Kitap'tır. (46:12)

o  Fakat senden önce, kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman için, seni (Muhammet) Rabb'inden bir rahmet olarak gönderdik. Umulur ki öğüt alırlar. (28:46)

 O halde sağıra sen mi işittireceksin? Veya köre ve apaçık sapkınlıkta olana doğru yolu gösterebilir misin? (43:40)

o  Sen, onların, hidayete ermelerini, ne kadar çok istersen iste; sapkınlıkta kararlı olanlara, Allah hidayet etmez. Onlar için bir yardımcı da bulunmaz. (16:37)

Ayetleri topluca incelediğimizde Muhammed Peygamberin “rahmet” olması (21:107) tıpkı Musa Peygamberin kitabı (46:12) gibi kendisine “rahmet” olan (17:82, 7:52,203) Kur’an’ın indirilmiş olmasıdır (16:64). Çünkü kitap Allah tarafından verilmiştir (27:6), dolayısı ile Peygamber(ler)in her uyarısı vahy ile olmaktadır (21:45, 45:1). Ayrıca onun görevi ise bu vahyi insanlara tebliğ etmek (16:82) olup bunun dışında inanan/ inanmayan insanlar üzerinde başka bir yaptırımı veya gücü bulunmamaktadır (16:37, 43:40).

Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.

 

 

                                                                                                               Ahmet Uğur YILDIZ